Kayıtlar

İspanyolca Öğrenme Serüvenim

Resim
 Günaydın sevgili okurlarım. Bildiğiniz üzere yo puedo hablar Espanol. Evet, İspanyolca biliyorum ve konuşabiliyorum. Nasıl İspanyolca öğrendin? Nasıl İngilizce öğrenebilirim? kadar bana sorulan bir sorudur. Bugün sizlerle bunu nasıl başardığımı paylaşmak isterim.   İspanyolca ile ilk tanışmam, hatırlayamadığım dönemde, annemin izlediği Fas-Brezilya ve Güney Amerika telenovelalarla başladı. Annemden aldığım bilgilere göre ilk tanışmamız böyle. Benim hatırladığım ilk tanışmamız ise 2000'li yıllarda hit olmuş İspanyolca reggeaton şarkıları... Bu şarkıları hepimiz ezbere biliyoruz. İnanın bana dinleseniz şarkıların tüm sözlerine ezbere eşlik edersiniz. Örneğin; Don Omar - Dale Don Dale, Daddy Yanke - Gasolina, Speedy- Sientelo, Juanes - La Camisa Negra... Sizler gibi ben de bu şarkıları ezbere biliyor ve çılgınlarca söylüyordum. Bu şarkılar ve şarkıcıların içinden de bir tanesi var ki deli oluyordum;                     ...

MEDEA

Resim
Bir önceki yazımda Deus ex-machina yı anlatırken Medea'yı örnek vermiştim. Hem sizi merakta bırakmamak hem de içimdeki anlatma istediğini durduramadığım için hemen Medea yazıma başlamak istedim. Antik Yunan'ın en iyi trajedilerinden biri olan Medea, bir kahramanlık hikayesinin de devamı aslında. Hatırlarsanız daha önce sizlere  Theseus'un  hikayesinden bahsetmiştim. Şimdi ise diğer bir kahraman olan Jason'a değineceğiz. Jason, babasının yerine geçen adam Pelias'tan  tahtı, mirasını geri almak için yola çıkar. Pelias,onu Colchis'e (günümüz Gürcistan'da Karadeniz'e kıyı bir yer Batum olduğu tahmin edilir) Kral Aetes'den Golden fleet 'i (altın post) alması için görevlendirir. Bu altın postun kendi topraklarına gelirse bolluk bereket getireceğini aynı zamanda eğer Jason, altın postu getirirse Pelias tahtı ona vereceğini söyler. Bir hayli önemli ve güçlü kahramanımız tabi ki de bu görevi yerine getirecektir ama bu hiç de kolay olamayan bir iştir. Kahr...

Deus ex-machina

Resim
Yeni bir yıla, yeni bir haftaya ve yeni bir güne merhaba arkadaşlar! Bu yılın ilk yazısında, sizlere bir edebi sanattan bahsetmek istiyorum. Daha önce  In medias res i anlatmıştım sizlere bugünkü konumuz ise biraz daha ilahi. Sözlük anlamı Yunanca, makineden Tanrı olan Deus ex-machina,bir edebi metinde olayın seyrinin çıkmaza girmesi sonucu imkansız bir karakter, alet veya olayın senaryo akışı içinde beklenmedik bir yerde aniden ortaya çıkması ve olayı çözüp hikayeyi mutlu sona erdirmesidir. Genellikle karmaşık senaryoların ve ilişkilerin en üst seviyede görüldüğü Antik Yunan tiyatro eserlerinde görülür. Oradaki karmaşa o kadar fazladır ki yazarlar çareyi, olayın sonlanmasını bir ilahi güce bağlarlar. Bu genellikle, Yunan Tanrıları olur. İş bunu sahnelemeye geldiğinde ise vince benzer bir aletle bu Tanrı olaya örgüsüne, tepeden dahil olur. İsmini de buradan almıştır.  En iyi örneklerini Antik Yunan tiyatrosunda bulsak da Deus ex-machina, günümüzde birçok modern film ve kitap d...

Stockholm ve Lima Sendromu

Resim
Daha önce bunlardan birini mutlaka duymuşsunuzdur. 4 günlük karantina sürecinde izleyeceğim filmlerden birinin adı Berlin Sendromu olunca ben de, çok bilinen psikolojik, birbirine çok benzeyen iki sendromun açıklamalarını sizlerle paylaşmak istedim. Ne nedir, hangisinde kim kimle duygusal bağ kuruyor hepsini öğrenelim.  İlk olarak en bilindik Stockholm sendromu ile başlayalım. Rehin alma vakalarında rehine ve rehin alan kişi arasında oluşan duygusal bağ, semptom ya da elektrik artık ne diyorsanız. Rehine, rehin alan kişinin yanında olur, durumu benimse ve savunur. Kısaca; celladına aşık olmak. Esasen bu durum rehinenin verdiği bir karar değil, baskıdan doğan bir psikoljik durum. Rehin alma, tecavüz, taciz, savaş, hayat kadınları, aile içi şiddet, dini ve siyasi baskı gibi birçok durumda Stockholm sendromuna rastlanılır. Bu sendrom; 1973'te, Stockholm'de  gerçekleşen bir banka soygunundan ismini almıştır. Jan-Erik Olsson ve hapisten onunla firar eden bir arkadaşı, 4 bank...

Güzellik

Resim
Sosyal medyada, her gün herkes bir güzellik ölçütü açıklamaya başladı ve bu o denli boş bir çaba ki..  Bu konuda görüşlerimi bir cümle ile açıklayamayacağım için ben de yazmaya kadar verdim. Öncelikle bir atasözümüzle başlayalım renkler ve zevkler tartışılmaz. Gelin görün ki şuan yapılan tek şey bu tartışma. Uzun boylu kızlar şöyledir, zayıf kızlar on numara, sakallı erkek candır, çirkin ama komik erkek olmasa da olur... Güzellik ölçütünün tartışması olmaz. Çünkü bu kavram başlı başına soyut ve görecelidir. İnsanlar, topluluk tarafından güzel kabul edilen şeyleri güzel bulmak zorunda, illa ki ondan hoşlanmak zorunda ya da onu sevmek zorunda değildir. Leyla ile Mecnun örneğini düşünün. Hiç kimsenin gözleri Mecnun'un gözleri gibi bakmadığı için Leyla'ya, bugün böyle bir aşk hikayemiz var.  Güzellik, sizin bir insan da ne gördüğünüzdür. Üstüne oturulup tartışılacak, başka birilerini ikna etmeye çalışılacak bir kavram değildir. Belirlediğimiz güzellik kavramları, yaşadığımız sosya...

Why there are a lot of street animal in Turkey?

Resim
 Have you ever visited Turkey? If your answer is yes, you should probably notice that dogs and cats on the streets. They are everywhere. Literally, everywhere.I know you want to know why. Here is why; Turkish people are care hygiene and cleaning a lot. Especially our mothers. That's why if you are not living in a house with a garden, it is almost impossible to convince your mom to have a pet inside the house. They see pets are a messy living being. Honestly, my brother messy than any other cat. Anyway, because they are obsessed with hygiene, they do not prefer to pet inside the house. That is why we have a lot of pets on streets. I said pets because we treat them like our pet.  You can see a person doesn't have a cat but feed many cats on street. You can see a man doesn't have a dog but he has a dog accompanying him in the morning. You can see many children trying to catch up cats to touch. I can multiply the examples, but the thing is; we love them, we treat them like ours...

Üç dakikalık tarifler: 3 - HUMUS

Resim
 Humus, her ne kadar seveni çok olsa da sevmeyeni de olan bir meze. Gerçekten 3 dakika kadar sürecek kısa, yormayan bir tarifi var. Yemeyi de seviyorsanız çok şanslısınız. Ben humusu ilk olarak krakerler ve mısır cipsleri ile tükettiğim için şuan da öyle tüketmeyi seviyorum. Bu atıştırmalıklara ve alkollü içeceklere de çok güzel bir eşlik eden bir meze. Daha fazla uzatmadan tarife geçiyorum.  Malzemeler:  2 su bardağı haşlanmış nohut (kabuklarının çıkarılmış olması tercihe bağlı) 1/2 su bardağı tahin  1/2 çay bardağı zeytin yağı Tuz 1 adet limon  2 diş sarımsak  Yapılışı:  Uzun uzun bir yapılışı yok bu masum mezenin. Üzeri için biraz haşlanmış nohutu köşeye ayırın. Geri kalan tüm malzemeleri  mutfak robotuna atın ve ta ta ta tam. Hazır! Humus için dikkat etmeniz gereken tamamiyle damak zevkiniz. Bütün malzemeleri damak zevkinize göre ekleyin. Benim yaptığımda tahini fazla olmuştu, deneyerek de malzeme ekleyebilirsiniz. Şimdiden afiyet olsun.