Aşk hikayelerimizin üçüncüsü, benim en sevdiğim, en hüzünlediğim aşk hikayesinde sıra. Kadere az da olsa inanıyorsanız bu hikayeyi siz de seveceksiniz. Dilerseniz anlatmaya geçeyim. Yunan tanrıları arasında birçok müzisyen vardı. Atena'nın çok özendiği ama hiç çalmadığı bir flütü, Apollon'un Hermes tarafından yapılan, çaldığında herkesi mest eden bir liri, Hermes'in kendi için yaptığı çoban flütü... Pan'nın bülbüllerden güzel müzik yapan flütü ve Muse'un enstrümana ihtiyacı olamayan sesi vardı. Tanrılarda hal böyleyken, insanlarda müzik yapan tek bir kişi vardı. Thracian ve Muse'un oğlu, ormanların prensi Orpheus. Çünkü Muse ona müziği hediye etmişti. Ormanların içinde Antik Yunan'ın en müziksever ailesi ile büyüyen Orpheus'un üzerine müzik yapan bir insan daha yoktu. O müziğini yapmaya başlayınca canlı cansız her şey harekete geçer onun müziğini takip ederdi. Günlerden bir gün Jason'la birlikte Siren adasına zorlu bir göreve gider. Orpheus'un m...
Yorumlar
Yorum Gönder